MERA, YAYLAK VE KIŞLAKLARDA ORMANGÜLÜ
MERA, YAYLAK VE KIŞLAKLARDA ORMANGÜLÜ
(Rhododendron spp.)
TANIMI VE YAŞAYIŞI
Ormangülü, Fundagiller (Ericaceae) familyasından Rhododendron cinsinin 900 kadar türünü içeren çiçekli bitkilerin ortak adıdır.
Kışın yaprağını döken veya her zaman yeşil çalı, ağaççık, ender olarak ağaç halini alan odunsu bitkilerdir.
Ülkemizde ormangüllerinin birçok türü bulunmaktadır. Ancak bunlardan 2 tür diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de sorun oluşturmaktadır.
Bu türler;
Rhododendron ponticum L. (Mor çiçekli ormangülü)
ve Rhododendron luteum Sweet (Sarı çiçekli ormangülü)’ dür.

Ülkemizde Kuzey Anadolu ve Trakya Bölgesi’nin Karadeniz’e bakan kısımlarını kapsayan, en yağışlı iklimine sahip, büyük bir kısmı ormanlarla kaplı olan ve asidik karakterde toprak özellikleri gösteren AvrupaSibirya bitki coğrafi bölgesi kapsamında yetişmekte ve bu bölgenin karakteristik bitkileri arasında yer almaktadır.
Doğal olarak tohumdan yetişen ormangülü bitkileri
10-12 yaşına gelene kadar çiçek açmazlar, fakat bitkilerin tohum oluşturma kapasiteleri çok yüksek olup orta büyüklükteki bir ormangülü bitkisi, yılda 1 milyon tohum üretebilecek kapasitededir.
Tohumları rüzgârla etrafa uçarak dağılma özelliği gösterir.
Rhododendron luteum Sweet (Sarı çiçekli ormangülü), en fazla 3–4 m'ye kadar boylanabilir.
Çoğunlukla yere yatkın, sık dallı, kışın yaprağını döken çalı formundadır.
Sarı renkli, keskin kokulu çiçekler Mayıs ayında açmaya başlar.
Anayurdu Kafkasya ve Anadolu'dur.
Daha çok Karadeniz sahili boyunca orman sınırının yukarısında yaylak alanlarda bulunur
Rhododendron ponticum L. (Mor çiçekli ormangülü),
5 m boyunda nadiren 8 m'ye çıkan sık dallı çalımsı bir bitkidir.
Geniş mızrak biçimindeki yaprakları 6–18 cm uzunluk ve 2–5 cm çapındadır.
Yaprakları kışın dökülmez. Çiçekleri 3,5–5 cm çapında mor-menekşe renginde çoğu kez küçük sarımsı-yeşil benekli ya da çizgilidir.
İçerisinde çok sayıda tohum bulunduran meyveleri kuru kapsül yapısındadır
ZARAR ŞEKLİ VE EKONOMİK ÖNEMİ
İstilacı karakterde bitkiler olan ormangülleri, diğer bitkiler ile mineral besin maddeleri, su, ışık ve yer bakımından rekabet ederek diğer bitkilerin büyümesini ve bitki çeşitliliğini önemli ölçüde azaltırlar.
Hızlı ve yoğun bir şekilde yayılabildikleri için doğal ekosistemlere kolayca adapte olabilmektedirler.
Bu durum, yerel bitki örtüsünü ve biyoçeşitliliği olumsuz etkileyebilmektedir.
Su kaynaklarına yakın alanlarda yayıldıklarında, su kaynaklarına olan erişimi kısıtlayabilir ve yerel su döngülerini etkileyebilir.
Bu, suyun akış düzenini değiştirme ve su kalitesini etkileme potansiyeline sahiptir.
Yaprakları uçucu yağ, erikolin, arbutin ve andomedol türevleri gibi etken maddeler içermektedir.
Yaprak ve çiçeklerinde zehirli bileşikler taşıması nedeniyle genç yaprak ve sürgünlerle beslenen keçi ve koyunlarda zehirlenmeler görülebilmektedir.
İnsanlarda ise Rhododendron türü bitkilerin çiçeklerinden beslenen arılar tarafından oluşturulan orman gülü (Rhododendron balı, deli bal, kumar balı, acı bal, tutan bal) balının tüketilmesi ile bal zehirlenmesi meydana gelebilmektedir.
Reaksiyonun ciddiyeti muhtemelen sindirilen balın miktarına ve ilgili bireyin sağlığına ve duyarlılığına bağlıdır.
Ayrıca ormangülleri birçok zararlı organizmaya konukçuluk etmektedir.
Bu da diğer zararlıların artmasına neden olabilmektedir.
MÜCADELESİ
Ormangülleri (Rhododendron spp.), 10-12 yaşına gelinceye kadar çiçek açmamalarına rağmen, çiçek açtıktan sonra tohum üretme kapasiteleri çok yüksektir.
Bu nedenle çiçek açmadan genç dönemde mera, yaylak ve kışlaklardan uzaklaştırılarak ciddi istilaların önlenmesi için mücadele edilmesi gerekir.
Mera, yaylak ve kışlaklar tozlaştırıcı türler bağlamında sahip oldukları yüksek bitki tür çeşitliliği nedeniyle önem arz etmektedir.
Türkiye’nin mera, yaylak ve kışlak alanlarındaki bitki tür kompozisyonları dikkate alındığında, polinatörlerin sıklıkla çiçeklerini ziyaret ederek polen ve nektar topladığı Fabaceae, Boraginaceae ve Asteraceae türlerinin yoğun olduğu görülmektedir.
Özellikle Doğu Karadeniz gibi yoğun orman örtüsüne sahip bölgelerde mera, yaylak ve kışlaklar hem otsu ve çalımsı bitkiler hem de polinatörler için özel bir ekosistem sağlar.
Dolayısıyla bu alanlarda yapılacak zirai mücadele metotlarının seçiminde ve uygulanmasında
bitki-tozlaştırıcı ilişkisi de göz önünde bulundurulmalıdır.
Kültürel Mücadele
- Mera, yaylak ve kışlaklarda ormangülünün yayılışı sürekli izlenmeli ve bulaşmanın önlenmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Mekanik Mücadele
- Küçük, genç ve seyrek dağılım gösteren, az sayıdaki ormangülü bitkileri ile sistematik bir şekilde düzenli olarak mekanik mücadele yapılması (iş makinaları, elle çapalama, el ile sökme vb.),
- Gövde ve köklerine ulaşılamayan yerlerde bulunan ebat olarak büyük ormangülü bitkilerinin mekanik bir biçme makinası veya elle gövdesinin mümkün olduğu ölçüde toprağa en yakın yerden kesilmesi,
- Ormangülü bitkileri ile mekanik mücadele, daha geniş alanlara yayılma riskinden dolayı, tohum kapsüllerinin açık olduğu dönemde yapılmamalıdır.
MÜCADELE tavsiyeleri için bizimle iletişime geçiniz.